5-C AHMET KELEŞOĞLU İ.OKULU SARIGAZİ
  Anne ve Babalara Özel
 

 




2009-2010 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI HEPİMİZE HAYIRLI OLSUN
Okullar 24 Eylül de Açılıyor...


Okul, çocuğun gelişiminde önemli adımlardan biridir. Okula başlama çocuk için yeni ve karmaşık bir sosyal çevreye girmek, birey olarak toplumda yer almak, dış dünyaya açılmaktır.

Okul sürecinin başlamasıyla çocuğunuzda kişiliğini kazanmaya yönelik çabalar artar. Çocuğunuz sizi ve başkalarını etkiler. Psikolojik olarak sizden ya da başkalarından etkilenir. Çocuğunuz kendi iç zenginliği ile artık çevreye daha fazla açılmaya başlar. O güne kadar sadece anne babası kardeşi ve kendisi varken, artık dünyada başkalarının da olduğu bilincine varır.

Anaokuluna gittiğinde sınıf arkadaşları sınıf öğretmeni, diğer sınıflardaki çocuklar, diğer sınıfların öğretmenleri, okul müdürü, arkadaşlarının anne ve kardeşleri ile ilkokuldaki çevresi ile çocuğunuz hızlı bir sosyal gelişim sürecine girer.

Çocuğunuz yeni olan bu sosyal ortamda çevresini etkilediği gibi çevresinden de etkilenecektir. Çocukta meydana gelen değişimleri fark edebilmek için öncelikle çocuğun gelişim dönemlerinin özelliklerini bilmek faydalı olacaktır.

Okul ve aile bireylerin eğitiminde birbirlerini tamamlayan oldukça önemli kurumlardır.. Çocuk, aile ve ev ortamının dışında ve ondan farklı olan yeni bir ortama girme, ""okula"" başlama göreviyle erken yaşlarda karşı karşıya kalır. Çocukların büyük bir kısmı okula uyum sağlarken, bir kısmı da uyum sağlamada zorlanırlar. Okula uyum sağlamada zorlanan çocuklarda yaygın olarak görülen temel problem okul korkusudur.

Okul korkusu; okula uyum sağlamada zorluk çeken çocuklarda korku, aşırı öfke, açık organik bir neden olmaksızın kendini iyi hissetmemeyle ilgili şikayetlerle ortaya çıkan, anne-babanın bilgisi dahilinde evde kalma isteğidir. Ayrıca kuvvetli bir endişe nedeniyle çocuğun okula gitmeyi reddetmesi ya da bu konuda isteksiz görünmesidir. Okul korkusu daha ziyade çocuğun okula giderken annesinden ayrılmaya verdiği bir çeşit ayrılma endişesi reaksiyonudur. Çocuk anaokuluna ve ilkokula giderken böyle bir reaksiyon gösterebilir.

Okulun ilk günlerinde bazı sorunlarının yaşanması mümkündür ve doğaldır. Çocuğun okul çağına dek içinde yaşadığı ve uyum sağladığı, kendini kabul ettirdiği ev ve anaokulu ortamından ayrılarak değişik özellikler taşıyan farklı bir ortama geçişi çocuk ve aile için belli bir uyum süreci gerektirir.

Okul hayatının başlangıcı çocuğun yaşamının dönüm noktalarından biridir. Bazı çocuklar bu dönemi çok rahat bir şekilde geçirebilir. Ancak, başlangıçta çeşitli sorunların yaşanması olağan karşılanmalıdır. Bu problemlerin zaman içinde düzeleceğine inanmak ve durumun doğallığını düşünerek abartılı tepki ve çözüm arayışları denememek gerekir. Tek ilgi ve konu merkezi ""okul"" olarak düşünülmemeli. Kaygıyı giderecek farklı, kendisini rahat hissettiği sosyal aktivitelere yönlendirilmelidir..

Yeni çevrenin uyulması gereken kuralları, yeni karşılaştığı öğretmen ve çocukları, üstleneceğini düşündüğü görevler çocuğun uyum sağlamasını güçleştirebilir.

Okula başlarken, zihinsel olarak hazır olmanın yanında sosyal ve duygusal yönden hazır olması da önem taşır. Okula başlamadan önce ailenin okul hakkında çocuğa vereceği bilgiler çocuğun çok yüksek beklentilere yöneltecek türde olmamalıdır. Çocuğa önyargısız ve gerçekçi bilgiler verilmelidir.

Çocuklar için kaygı yaratabilecek düşünceler şöyle sıralanabilir:
• Anne-babasından ve alıştığı ortamdan ayrı kalma endişesi
• Okul içerisinde kaybolma veya okulda unutulma endişesi
• Kalabalık sınıf ortamında kendisiyle ilgilenilmeyeceği, fark edilmeyeceği düşüncesi
• Ders süresinin uzun gelmesi, oynamak istemesi
• Kuralları anlama ve uygulamada zorluk çekeceği düşüncesi
• Başarısızlık endişesi
• Kendi ihtiyaçlarını karşılayamayacağı (yemek, tuvalet vb.) endişesi…

Bu dönemde bütün sorularına cevap arayışı içinde olan çocuğunuza her zamankinden daha yakın olun. Okula gitmemek için yarattığı bahaneleri yadırgamadan dinleyin, kaygılarını paylaşın ve anlayışlı olun. Bu önemli dönemde onları etkileyecek başka olumsuz yaşantılardan veya büyük değişikliklerden uzak tutmaya çalışın. Çocuğu mutlu edecek ve onurlandıracak ödüllerle teşvik edebilirsiniz

Okula Yeni Başlayacak Çocuklar İçin Neler Yapmalı ?
Araştırmalar, beş ilkokul çocuğundan dördünün okulun ilk günü sınıfta gerginlik yaşadığını göstermektedir.

• Çocuğunuzu okulla ilgili olarak önceden bilgilendirin ve okulu gezdirin.
• Güven verin, rahatlatın. Yanında olmadığınızda onun mutlu ve rahat olacağına ilişkin ona güven verin.
• Sakin kalmaya çalışın. Kaygı, özellikle ebeveynle çocuk arasında bulaşıcıdır. Çocuk, kaygı duyduğu, canı sıkıldığı her durumda ne kadar endişelendiğinizi anlamak için size bakacak ve endişeli olduğunuzu gördüğünde, bu kendi korkularının yerinde olduğunu doğrulayacaktır. Bu nedenle ne kadar tedirgin, gergin olursanız olun, dışarıdan bakıldığında sakin ve rahat görünmeye çalışın.
• Okul çıkışında onu tam zamanında alacağınızı ya da servise bineceğini, evde mutlaka karşılayacak bir kişinin olduğunu ona açıklayın. Özellikle kaygılı çocuk, annesinin evde kendisini karşılamayacağı düşüncesiyle okula gitmek istemeyebilir.
• Ona gününüzün nasıl geçeceğini anlatın.
• Vedalaşmayı uzun sürdürmeyin.
• Gerekirse çok kısa bir süre sınıf arkadaşlarından bazıları ile tanışın ve ders programını inceleyin.
• Eve geldiğinde okulda yaşadıklarıyla ilgili onunla konuşun.

Yarında mı Okula Gideceğim?

Okula uyum güçlüğü kuvvetli bir endişe nedeniyle çocuğun okula gitmeyi reddetmesi ya da bu konuda isteksiz görünmesidir. Okula uyum sorunu olan çocuklar, okula olan isteksizliklerini tipik bir biçimde bedensel yakınmaları ile dile getirmeye çalışan, bu nedenle kendilerini evde tutmaları yolunda anne-babalarını ikna etmeye çalışan çocuklardır.

Okula uyum güçlüğü, çocukların bulundukları yaş dönemine ait özelliklerden kaynaklanabileceği gibi, aile tarafından izlenen tutum ve davranışlarla da besleniyor olabilir. Bu noktada çocuğun içinde bulunduğu gelişimsel dönem özelliklerini bilmek önemlidir.

Uyum Sürecinde Yaşanan Güçlükler
Çocukların psikososyal ve zihinsel gelişimleri sırasında karşılaştıkları zorluklarda bulundukları gelişim dönemine uygun olarak farklı tepkiler verdiği bilinmektedir. Kreşe başlama, öğretmen değişikliği, yakın çevreden sevilen birinin kaybı, anne baba tartışması ve kardeş doğumu gibi yaşam olayları karşısında zorlanan çocuklarımız, aslında belirli bir uyum süreci yaşamaktadırlar.

Sözel Olarak İfade Edilemeyen Duyguların, Bedensel Dışavurumu
Çocuklar olumlu ya da böylesi olumsuz duygularını sözelleştirebilmeyi ancak 9–10 yaşlarından sonra kazanmaktadırlar. Başkalarının ne hissettiklerini ise daha sonraki gelişim dönemlerinde öğrenmektedirler. Duyguların sözle ifade edilmediği dönemlerde yaşanan kaygı bedensel tepkilerle belirtilmektedir. Kreşe ya da okula başlamada zorlanan çocukların karın ağrıları olmakta, uyku, iştah ya da davranışları ile ilgili tepkiler görülmektedir. Burada ‘‘zorlanıyorum’’ ya da ‘‘alışamadım’’ olarak anlatılmak istenen duygular, ‘‘karnım ağrıyor’’, ‘‘başım ağrıyor’’ ya da ‘‘midem bulanıyor’’ gibi bedensel yakınmalarla anlatılmaya çalışılır.

Bu yakınmaların ne kadar zorlanmaya dayalı ruhsal tepkiler olduğu ya da bir bedensel hastalığın belirtisi olup olmadığı sorularının yanıtı anne baba için hiç de kolay olmamaktadır. Sıklıkla bir çocuk doktoruna başvurularak bedensel hastalığa ilişkin kanıtlar aranmakta, çoğu zaman da uzun süreli ayrıntılı incelemelere gerek duyulmaktadır. Çünkü bu dönemde çocuğun ateşi çıkabilmekte, halsizlik, bitkinlik ve iştahsızlık olabilmekte ve çocuk gerçekten acı çekmektedir.

Bedensel Dışavurumun En Sık Yaşandığı Zamanlar
Okula uyum sorunu olan çocukların ağrılar şeklinde kendini gösteren bedensel şikayetleri genellikle sabahları uyanır uyanmaz görünmekte ve okula gitmemelerine karar verilir verilmez de kendiliğinden kaybolmaktadır. Eğer çocuklara öğleden sonra okula gitmeleri önerilirse aynı tür şikayetlerin bir saat içinde yinelendiği görülür.

Kendilerine o gün için okula gönderilmeyecekleri konusunda söz verilirse ertesi gün belirtilerin yeniden ortaya çıktığı dikkatimizi çeker. Hafta sonları genellikle okula uyum güçlüğü olan çocuklar için aktif olabildikleri ve okul baskısı olmaksızın diledikleri biçimde eğlenebildikleri en sevilen dönemdir.

Okula Uyum Güçlüğünün Psikolojik Temelleri
Diğer uyum güçlüklerinde olduğu gibi, okula uyumun güçlüğünün de psikolojik temeli geniştir. Okul korkusu olan çocukların görünüşte korkmak için hiç bir nedenleri yoktur. Aslında onlar için bu korkuya temel teşkil eden noktalar bulunmaktadır. Bunların başında, aşırı baskı ortamının ağırlıkta olduğu bir aile ortamı sayılabilir.

Yapılan araştırmalar, okul korkusunun genellikle annelerine aşırı bağlı çocuklarda sıklıkla yaşandığını göstermiştir. Bu tip annelerde çocuğun ihtiyaçlarına karşı aşırı duyarlılık, tüm gereksinimlerini kendileri karşılama ve sürekli olarak hayal kırıklığına uğratmama çabası olduğu gözlenir.

Okul korkusu olan çocukların babalarında da eşleriyle işbirliği durumu görülür. Bu tip babalar ev ortamında kurallar oluşturma ve takip etme misyonu yerine, sürekli bir huzur ve sükuneti tercih edebilirler.

Okul Korkusunu Tetikleyen Diğer Etmenler
Elbette ki çocuğun okul korkusunun gelişmesinde aile yapısı tek etken değildir. Bunun dışında; değişiklik, sıkıntı, anne ya da babanın bir rahatsızlık yaşıyor olması, evde yangın çıkması, yeni yaşanmış bir hırsızlık olayı da çocuğun evden uzaklaşmasını zorlaştırıp kendini evde bulunmakla sorumlu tutmasına neden olabilir. İşte yaşamın ilk yıllarında oturtulan bu tip bir anne çocuk ilişkisi, çocuğun okula başladığı ilk dönemlerde güçlük yaşanmasına neden olabilir. Genelde aşırı koruyucu ortamlarda yetiştirilmiş bir çocuk, ilk kez bulunduğu okul ortamında doğal olarak korkular yaşayabilir.

Okul Korkusu Olan Çocuklarla Başa Çıkabilmek İçin
Anne Babalara Öneriler


Çocuğunuzun Okuldan Kaçmadığından Emin Olun
Çocuğunuz okuldan ne kadar korkarsa korksun sorunun tek çözümü her gün okula gitmeye devam etmesidir. Çocuğun okula devamını sağlamak ve bundan emin olmak anne babanın sorumluluğundadır. Anne baba olarak çocuğu korktuğu bir şeyi yapmaya zorlamak zor olabilir. Ama onu okula mutlaka göndermelisiniz. Çocuğun evde geçirdiği süre uzadıkça okula dönmesi de o kadar zorlaşır. Evde uzun zaman kalan çocuk evden ayrılmakta güçlük çeker, okula dönme endişesi artar, sınıfa adapte olmakta güçlük çeker ve derslerden geri kalır. Çocuğun okula gitmek istemediği ilk gün ona tepkinizi belirtin; bunun kabul edilemez bir durum olduğunu ve durumun sonuçlarıyla yüzleşmesi gerektiğini aktarın. Çok gerek duyulursa, okula gitmenin yasal bir zorunluluk olduğunu ve yasalara karşı gelinemeyeceğini anlatabilirsiniz.

Çocuğun Okuldan Kaçma Sebeplerini Bulun
Çocuğunuzun okuldan kaçmasının çeşitli nedenleri olabilir. Anne baba olarak çocuğun okuldan sadece sıkılarak mı kaçtığını ya da daha derin bir problemin işareti mi olduğunu ayırt etmek önemlidir. Bu noktada çocukla karşılıklı güven ilişkisi üzerine oturtulmuş sağlıklı bir diyalog, siz ve çocuğunuz için faydalı olacaktır. Çocuğunuzun bir gün boyunca okulda yaşadığı her şey sohbet konusu olabilir. Bu sohbetler sırasında dikkat edeceğiniz tek nokta çocuğun kendini sohbete hazır hissetmesi ve konuşmayı kendinin başlatmasıdır.

Özellikle okulun ilk günü yaşananlar hakkında ayrıntılı konuşmalısınız. Dikkat etmeniz gereken noktalar çocuğun sınıfla, öğretmeniyle uyumu ve arkadaş ilişkileridir. Sınıf öğretmeninin de çocuğun okuldan kaçma nedenleriyle ilgili fikirleri olabilir. Çocuğun sınıf içindeki durumunu en iyi gözlemleyecek kişi öğretmen olduğuna göre okula uyum sorunu ile başa çıkmada veli-öğretmen işbirliğinin önemi açıkça görülmektedir.

Çocuğunuzun Korku Duyduğu Öğretmeni ve Sınıfı Tanımasına Yardımcı Olun
Yeni okula başlayan çocuklarda okul korkusu genellikle okul kavramının tam oturmamasından kaynaklanmaktadır. Çocuğunuzun okul korkusunu yenebilmesinin tek yolu öğretmenine güven duyması ve günlük akışa uyum sağlamasıdır.

Okulun ilk günleri çocuk bir yandan anne baba gözetimi altında olmak bir yandan da çevreyi keşfetmek ister. Bu nedenle sadece okulun ilk günlerinde çocuğun okula anne baba tarafından getirilmesi güven duygusunu destekleyici bir faktör olabilir. Öte yandan, çocuğun okula adaptasyon süresinin çok fazla uzamaması ve öğretmen öğrenci ilişkisinin en kısa zamanda başlayabilmesi için anne baba kısa bir süre sonra yavaşça geri çekilmelidir. Böylece çocuğun okula ait olma hissi zamanla artacak ve endişe oranı azalacaktır.

Her çocuğun evde sahip olduğu ve kendiyle özdeşleştirdiği bazı nesneler vardır. Bunlar evi ve aileyi temsil ettiği için çocuğun yanında bulunabilir. Bu eşyalar yerine yenisi konabilecek, kolay kaybolmayacak eşyalar olarak seçilmelidir.

Kendinizdeki ve Çocuğunuzdaki Ayrılık Endişesini Azaltın
Güven, çocuğun yeni çevrelere uyum göstermesi ve ayrılma zorluklarının üstesinden gelebilmesinde çok önemlidir. Burada yapılması gereken şey anne baba olarak çocuğunuzdan uzakta olduğunuzda bile onu sevdiğiniz ve okul bittiği zaman tekrar bir araya geleceğiniz mesajını vermektir.

Çocuğun okula gideceği ilk gün olumlu olun, onu sevdiğinizi söyleyin ve okulda güvende olacağını belirtin. Eğer okulun ilk günüyle ilgili endişeleriniz çok fazlaysa, çocuğunuzun öğretmeniyle önceden buluşmalı ve bu ayrılığın daha kolay yaşanması için işbirliği yapmalısınız. Bizim çocuğa duyduğumuz güven onun korkularıyla baş edebilmesi için en önemli silahtır.

Okulun ilk günü çocukla birlikte evden çıktığınızda ona sakin, gerginlikten uzak ve mutlu görünmeye çalışmanız önemlidir. Her ne kadar çocuğunuzun okula başlaması belli bir çağın sona erdiği anlamına gelse de kaygılarınızı çocuğunuza yansıtmayın. Çocuğunuz onu bıraktığınız anda tedirginlik yaşarsa onu rahatlatmaya çalışın ve her şeyin yolunda gideceğini söyleyin. Okulla ilgili olumlu bir yaklaşım hem sizin endişenizi belli etmemenizi sağlayacak hem de çocuğunuzun endişesini azaltacaktır.

Korkunun Kaynağını Bulun ve Yok Etmeye Çalışın
Çocuğunuzun okul korkusu, okul içinde maruz kaldığı herhangi bir kötü davranış ya da deneyimden kaynaklanıyor olabilir. Okulun açıldığı bu ilk dönemlerde yaşanan kötü bir tecrübe çocuğun kendini savunmasız hissetmesine, okuldan soğumasına ve kaçmasına neden olabilir. Eğer böyle bir tablo yaşanıyorsa, öncelikle çocuğun sorun yaşadığı arkadaşı ile bire bir diyalog kurması ve kendi başına çözüm yolları araması sağlanmalıdır. Bu yaklaşıma rağmen bir sonuç alınamıyorsa, çocuğumuzun kendini güvende hissetmesini sağlamak için öğretmenden yardım isteyebilirsiniz.

Çocuğunuza Korkularının Üstesinden Gelmesi İçin Çeşitli Yollar Öğretin
Uygulanabilecek bazı teknikler çocuklarımıza korkularıyla yüzleşme ve kontrol altına alma olanağı sağlayabilir. Kolayca uygulanabilecek bu teknikler okul çağındaki çocukların karşılaştıkları güçlüklerin üstesinden gelmede onlara yardımcı olabilir. Bu tekniklerin en başta gelenlerinden birisi ""hayal etme çalışmasıdır"". Bu teknikte çocuktan hoş bir olayı ya da mutlu bir anını hatırlaması istenir. Daha sonra çocuk hayali olarak kendini bu olayın içine sokar ve o anı tekrar yaşamış olur. Kendini zorda hisseden çocuk bu tekniği uyguladığında gevşer ve rahatlar. Bir süre için korkularından uzaklaşmış, mutlu bir olaya odaklanmış olur. Hayali arkadaş yani çocuğun hayali olarak kendini koruyan ve sorunlarını paylaşan bir arkadaş yaratması da bir diğer tekniktir. Bu ve bunun gibi basit teknikler, okula yeni başlayan çocukların korkularıyla baş etmelerinde yardımcı olmak açısından idealdirler.

Evde Kalmaktansa, Okula Gitmeyi Tercih Edilir Hale Getirin
Anne babaların sıklıkla düştükleri hata, çocuklarının okula gitmedikleri günlerde onları evde ödüllendirmeleridir. Bu çoğu zaman farkında olmadan yapılan bir hatadır. O gün kendini iyi hissetmeyen ve evde kalan çocuk, anne ya da babası tarafından sevdiği aktiviteler ile ödüllendirilirse, okuldan kaçma davranışını yineleyecektir. Örneğin hastalık nedeniyle okula gitmeyen bir çocuk, o günü yatakta yatarak geçirmelidir. Eğer çocuk bir okul günü evde kalıyorsa, o günü kitap okuyarak ya da ders çalışarak geçirmelidir. Bu ve bunun gibi kısıtlamalar sizlere evde kalmanın cezalandırılması gibi görünmemelidir. Aksine, sergilenen tavır okuldan kaçma davranışına yönelik pozitif bir yaklaşımınızın olmadığını göstermektedir.

Okul Korkusu Olan Çocuklarla Başa çıkabilmek İçin Öğretmenlere Öneriler

İlk Gün Kendinizi ve Okulu Çekici Kılın
Öğretmenlerin ilk günle ilgili amaçları, öğrencileri sevdiğini göstermek kadar, onlara birçok yeni şeyler öğreteceğini anlatmak olmalıdır.

İlk dersteki izlenim çok önemlidir. Öğretmene ve derse yönelik olumlu ve olumsuz tutumlar ilk derste şekillenmeye başlar. Tüm öğrencilerin katılımıyla gerçekleştirilen bir grup etkinliği öğretmenin kendisini ve dersi çekici kılması adına etkili olabilir.

Küçük öğrenciler öğretime kısa süren derslerle başlamalı, sunu eğlenceli olmalı ve etkinlik grupla birlikte sürdürülmelidir. Bunu öğrencilerin tek başlarına yapabilecekleri çalışmalar izleyebilir. Öğretmen sınıf içinde dolaşarak, iyi çalışma örneklerini ödüllendirmelidir. Böylece iyi çalışmanın kuralları öğretilmiş olur. Daha sonraları çocukların birbirlerini tanıyacakları etkinliklere yer verilebilir.

Çocuk İçin Bir Bilinmez Olan Okul Kavramı Hakkında Konuşun
Okulun ilk günü sınıf içinde sıcak ve samimi bir ortam yaratarak çocuğun okulu reddetme olasılığını azaltabilirsiniz. Özellikle anaokulu, hazırlık sınıfları ve ilköğretimin ilk kademelerinde çalışan öğretmenler yeni gelinen bir çevreye adaptasyon sürecinde çok hoşgörülü olmalıdırlar. Ayrıca öğretmenler tarafından unutulmaması gereken bir diğer nokta da bu ayrılık sürecinde anne babanın da en az çocuk kadar zorluk yaşadığı gerçeğidir. Genellikle okulun ilk günleri öğretmenler için, sınıf içinde her çocuğun tepkisine cevap verecekleri, sabır gerektiren bir dönem olarak karşılarına çıkacaktır.

Anne Babalara Bu Sürecin Normal ve Geçici Olduğu Mesajını Verin
Öğretmenler gelecek öğretim yılında öğrencilerden neler beklenebileceği konusunda anne babaları bilgilendirebilirler. Çocuğun gelişiminin ne düzeyde olduğunu söyleyebilirler. Anne baba çocuğun gelişimi konusunda bir endişe yaşıyorsa benzer zorluklara diğer çocuklarda da rastlanabildiğini, bu davranışının yaşına göre normal olduğunu, bu dönemi atlatmasını kolaylaştırmak için neler yapabileceğini, eğer ciddi boyutlarda bir problem yaşanıyorsa neler yapabileceğini açıklayabilirsiniz.

Diğer Çocukların Uygulayabileceği Korkutma ve Alaya Karşı Dikkatli Olun
Alay etme, dışlama dikkatli gözlemler sonucunda fark edilebilir. Bu tür olumsuz davranışlarla karşılaşan öğrencilere öğretmenleri destek olmalı ve güvenini tekrar kazanması için yardım etmelidir. Aynı zamanda alay eden, dışlayan öğrenciye de olumsuz davranışının yaratabileceği sonuçlar çocuğun anlayabileceği tarzda anlatılmalıdır.

Çocuğun Yaşadığı Zorlukların Üstesinden Gelmesinde Ona Yardımcı Olun
Çocuğun yaşadığı ayrılma zorluklarının üstesinden gelmek için öğrencinin okula biraz daha erken gelmesi sağlanabilir. Böylece çocuğun okula uyum sağlamasına yardımcı olunabilir. Aynı zamanda okuldan ayrılma sırasında ona ekstra destek sağlanabilir. Öğretmen ayrıca çocuğa gün içinde destek ve cesaret vererek yanında olduğunu hissettirmelidir.

• Öğretmen çocuğun sınıf içinde mutlu olabilmesi ve sınıf ortamına katılımın sağlanması konusunda gerekli desteği göstermeye hazır olmalıdır.
• Öğretmen çocuğu rahatlattıktan sonra ona bazı görevler ve sorumluluklar vererek önemini ve işlevini vurgulamalıdır.

Kaynakça:
• Haluk Yavuzer; Okul Çağı Çocuğu
• Ümran Korkmazlar; Ana Baba Okulu
• Lütfü İlgar;Yaşadıkça Eğitim Dergisi
• YA-PA Yayınları Anaokulundan İlkokula


Okulu oyun dünyası olarak göstermeyin

Çocuğun okul fikrine alışma sürecinde en önemlisi, yeni adım atacağı bu dünyayı önceden tanıması. Anne babaların çocuğun daha sonra hayal kırıklığı yaşamaması için, okul hakkında gerçek bilgiler vermesi gerekiyor..

Okul, çocuğun gelişiminde önemli adımlardan biridir. Okula başlama çocuk için yeni ve karmaşık bir sosyal çevreye girmek, birey olarak toplumda yer almak, dış dünyaya açılma anlamını taşır. Okul sürecinin başlamasıyla çocuğunuzda kişiliğini kazanmaya yönelik çabalar artar. Çocuğunuz sizi ve başkalarını etkiler. Psikolojik olarak sizden ya da başkalarından etkilenir. Çocuğunuz kendi iç zenginliği ile artık çevreye daha fazla açılmaya başlar. O güne kadar sadece anne, babası, kardeşi ve kendisi varken, artık dünyada başkalarının da olduğu bilincine varır.

YENİ BİR SÜREÇ BAŞLIYOR
Anaokuluna gittiğinde sınıf arkadaşları sınıf öğretmeni, diğer sınıflardaki çocuklar, diğer sınıfların öğretmenleri, okul müdürü, arkadaşlarının anne ve kardeşleri ile ilkokuldaki çevresi ile çocuğunuz hızlı bir sosyal gelişim sürecine girer. Çocuğunuz yeni olan bu sosyal ortamda çevresini etkilediği gibi çevresinden de etkilenecektir. Çocukta meydana gelen değişimleri fark edebilmek için öncelikle çocuğun gelişim dönemlerinin özelliklerini bilmek faydalı olur. Okul ve aile, bireylerin eğitiminde birbirlerini tamamlayan oldukça önemli kurumlardır. Çocuk, aile ve ev ortamının dışında ve ondan farklı olan yeni bir ortama girme, "okula" başlama göreviyle erken yaşlarda karşı karşıya kalır. Çocukların büyük bir kısmı okula uyum sağlarken, bir kısmı da uyum sağlamada zorlanır.

BİLGİLENDİRME ÇOK ÖNEMLİ
Çocuğu, okula başlamadan önce okula gideceği konusunda bilgilendirmek ve psikolojik olarak okula hazırlamak çok önemlidir. Aileler okullar açılmadan birkaç ay önce çocuğa okula başlayacağını söylemelidir. Çocuk hangi okula gideceği, okulun nasıl bir yer olduğu, okulda arkadaşları ve öğretmenlerle birlikte neler yapacağı konularında bilgilendirilmelidir. Çocuğun hangi okula gideceği konusunda da fikrinin alınması önemlidir. Çocuk bu kararın alınmasında katkısının olduğunu düşünürse okulunu daha çok sever ve motivasyonu artar. Ayrıca, ailesinin kendi kararlarına değer verdiğini düşünür ve böylece kendine güveni de artar. Okul açılmadan birkaç hafta önce çocuğun okulu ziyaret etmesi, sınıfları, bahçeyi gezmesi sağlanmalıdır. Çocuk okul konusunda ne kadar çok bilgi sahibi olursa, okula başladığında yaşayacağı korku ve kaygı da o kadar az olur. Bu nedenle, yalnız okul konusunda değil, çocuğun maruz kalacağı olaylar, kişiler ya da durumlar konusunda önceden bilgilendirilmesi çocuğun ruh sağlığını koruyucu bir etkiye sahiptir.



Bütün hazırlıklarda onun da fikrini alın


ÇOCUKLARIN başarılı bir okul hayatı yakalamaları ve onlara bu dönemde yardımcı olmaları için anne babalara bazı görevler düşer:

* Çocuğunuzu okula başlamadan önce bilgilendirmek ve psikolojik olarak hazırlamak önemlidir. Hangi okula gideceği okulda neler yapacağı, arkadaşları ve öğretmenleri ile birlikte okuma yazma öğreneceği konularında bilgi verilmelidir. Başlayacağı okulu ve sınıfı önceden gidip birlikte gezilmelidir.

* Çocuğa ilkokul abartılarak çok eğlenceli ve çok mutlu olacağı bir yer olarak aktarılmamalı. Daha sonra hayal kırıklığına uğramaması için gerçekçi yorumlar yapılmalı.

* Okul alışverişi ve kırtasiye malzemeleri seçilirken çocuğun fikri sorulmalı.

* Anne babalar çocuğa kendi okul yaşantılarıyla ilgili güzel anılarını anlatarak okulu sevdirebilir. Bunun dışında okuma yazma öğrendiklerinde nasıl kazançları olduğunu çocuğa aktarabilir.

* Evde yaşına uygun kurallara uyan çocuk okulda uyması gereken kuralları çabuk benimser. Evdeki ve okuldaki kuralları benimseyen çocuğun sorumluluk duygusu gelişir. Bunun başarılı okul yaşamı için önemi büyüktür.

* Çocukların okula uyumunu sağlamak amacıyla okulların rehberlik servisleri adaptasyon çalışmaları yapar. Buna rağmen çocuk hâlâ okula gitme konusunda isteksiz hırçın ve saldırganca davranışlar gösteriyor ve uyumsuzluk yaşıyorsa bir uzmandan yardım alınmasında fayda vardır.



İlk gün sendromuna karşı panzehir, ilgi



Okuldaki ilk gün, aynı zamanda çocuğunuzun hayatındaki en kritik dönüm noktalarından da biri. Siz rahat ve ilgili davranırsanız, o da bu günü stressiz atlatır..

İlk okul günü çocukların hayatlarında önemli yer tutar. Yıllar geçse de ilk okul gününde yaşanan olaylar unutulmaz. Bu önemli günde çocuk en duyarlı durumdadır. Her karşılaştığı olay, anne ve babasın tutumu çocuğu aşırı derecede etkiler. Anne ve babasından ilk defa ayrılacağı için yalnız kaldığında ne yapacağını düşünür. Genç beyninde farklı hayaller kurar. Bu görüntüsü anne ve babasını da etkileyebilir. Okul günü evdeki aşırı stres çocuğun üzerinde ağır bir yük getirebilir. Psikolog Buğra Kara, bu stresler için şu önerilerde bulunuyor:

İLK GÜN KENDİNİZ ALIN

*
Birlikte evden çıktığınızda, çocuğunuza sakin ve mutlu görünmeye dikkat edin.

* Birlikte, güzel bir kahvaltı yapın.

* Çocuğunuz, onu bırakacağınız an tedirgin görünmeye başlarsa, ona her şeyin yolunda gideceğini, arkadaşlarının ve öğretmeninin onu sabırsızlıkla beklediğini ifade edin.

* Vedalaşmanızı kısa tutun ve okuldan ayrılın. Okul sırasında siz yanında olmasanız da çocuğunuz stresle baş edebilecek, sınıfına girdiği birkaç dakika içinde rahatlayacaktır.

* Ayrılmadan önceki konuşmanızda çocuğunuza, okul çıkışı, tam zamanında onu almak için geleceğinizi söyleyin. Özellikle okulun ilk günü, zorluk yaşayan çocuğunuzu servise bindirmek yerine, anne-babadan birinin gelip alması ve verilen sözün tutulması çok önemlidir.

AKŞAM OKULDAN BAHSEDİN

*
Eve geldiğinizde, çocuğunuzun okulda yaşadıklarıyla ilgili onunla konuşun. Her gün, okuldan sonra, eğer isterse okulda yaşadıklarını anlattığında onu zevkle dinleyeceğinizi ifade edin.

* Bir sonraki gün için, çocuğunuzun giysilerini ve çantasını birlikte hazırlayın. Çocuğunuzun erken yatmasına dikkat edin. Bilinçli ve samimi tutumunuz sonucu çocuğunuz bu düzene yavaş yavaş uyum sağlayacaktır. Siz ve çocuğunuz zor bir gün geçirmişseniz, anne-baba olarak kendinizi ve tutumlarınızı değerlendirebilirsiniz.

* Çocuğunuzun bu mutlu başlangıcını ilk günün akşamında minik bir parti ile kutlayabilir, ailenizle birlikte duygu paylaşımı yapabilirsiniz.


Tek çocuk sorun mu?

Tek çocuğun davranışlarındaki problemlerin sorumlusu anne ve babalar. Disiplinde tutarsızlık olmaması gerekiyor. Çocuğun üç yaşından sonra bir yuvaya verilmesi öneriliyor..


PSİKOLOG Acelya Şahin tek çocukların, diğer bütün çocuklar gibi problemsiz bir yaşam sürdürebileceklerini, önemli olanın, anne - babaların onlara karşı tutumları olduğunu söyledi. Günümüzde tek çocuklu ailelerin sayısının giderek artığına dikkat çeken Psikolog Şahin, ikinci bir çocuk yapmanın anne ve babaların en zor aldıkları kararların başında geldiğini ifade ediyor. Şahin'in verdiği bilgiye göre, tek çocukla yetinen aileler onu aşırı koruma ve kollama eğilimine girebiliyor, ortaya çıkabilecek her türlü problemde kendilerinde bir hata aramaya başlıyorlar. Bu da çocuğa uygulayacakları disiplinde dengesizliklere yol açıyor. Şahin "İlk üç yılda bütün çocuklar tek bir kişinin sürekli ilgisine muhtaçtır. Ancak 3 yaşından sonra tam bir sosyalleşme ve birey olma dönemine girilir. Yuva gibi sosyal bir kuruma gitmek çocuğun sosyal ihtiyaçlarını karşılamak için önemlidir" diyor.

İLKOKULA başlamadan önce çocuğun ana sınıfına veya kreşe gitmiş olması okula adaptasyon sürecini çok kolaylaştırır ve kısaltır. Çocuklar eğitim hayatına başlarken izlenebilecek en sağlıklı ve doğru yol günün belli saatlerinden tüm güne haftanın belirli günlerinden tüm haftaya doğru kademeli bir geçiştir. Örneğin, çocuğun anaokuluna haftada iki yarım gün başlayıp üçdört aylık bir zaman içerisinde beş tam gün okula gitmeye başlaması daha sağlıklıdır. Böylece çocuk okula daha kolay adapte olur.


Kendi okul anılarınızdan bahsetmeniz, çocuğun olumsuz değerlendirmelerinin önüne geçip alışmasını sağlayabilir.

* Anne-babalar çocukları hiç bir zaman okula göndermekle tehdit etmemeli ve okula gitmeyi bir ceza olarak sunmamalıdır.

* Bazı çocukların okula başlama dönemleri kardeşlerinin doğduğu döneme denk gelebilir. Çocuk ev ortamından kardeşi nedeniyle uzaklaştırılıyor düşüncesine kapılabilir. Anne-babanın bu durumda daha dikkatli olması gerekir.



 
Nedensiz karın ağrısı korkunun belirtisi

Okula yeni başlayan çocuğunuz karın ve baş ağrısı, mide bulantısı gibi sorunlar yaşıyorsa, şikâyetlerinin nedeni fiziksel değil tamamen psikolojik olabilir..

Okula adapte olamayan çocukların bazılarında "okul korkusu" diyebileceğimiz bir sorun ortaya çıkar. Çocuk okula gitme konusunda isteksizlik gösterebilir. Hatta, kimi çocuklarda çok sık ağlamalar veya sabah okula giderken huysuzlanma, inatçılık yapma gibi şikayetler görülebilir. Okul korkusu bazı çocuklarda kusma, mide bulantısı, karın ağrısı, baş ağrısı ya da uykusuzluk gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Anne-babaların okula yeni başlayan çocuklarında gördükleri bu tip belirtileri yalnızca fiziksel bir rahatsızlık olarak değerlendirmemeleri, bunun okula adaptasyon güçlüğü nedeniyle ortaya çıkabilen psikolojik bir sorun da olabileceğini göz önünde bulundurmaları gerekir.

KURALLARA UYMAMA
Bunun dışında, okula gitme konusunda bir sorun yaşamadığı halde, okuldaki düzene uyum sağlamak konusunda sorun yaşayan çocuklar da vardır. Bu tip çocuklar okuldaki kurallara uyum sağlamada sorun yaşarlar. Bu davranışlarının altında aileye karşı öfke ve güvensizliği ifade etme isteği yatıyor olabilir. Ancak, gerek okul korkusu gerekse okul uyumsuzluğu konularında aile bir uzmandan yardım almalıdır. Çünkü okul yaşamının başlangıç döneminde bu tip sorunlar yaşayan çocukların tüm öğrenim yaşamları olumsuz etkilenebilir. Ayrıca, tamamen bu soruna bağlı olarak bir takım psikolojik sorunlar da ortaya çıkabilir. 



ÇOCUĞUNUZ İSTEMEDİĞİ SÜRECE KURALLARI OTURTAMAZSINIZ
ACELE ETMEK

Yıllar önce, çok uzaklarda bir adam varmış. Bu adam çalışmak amacı ile çok uzaklara gitmiş ve yıllarca çalışmış. Sonunda memleketine dönme zamanı gelmiş. Bu çalışma sürecinde toplam 3000 akçe biriktirmiş ve evinin yolunu tutmuş. Evine doğru giderken yolu büyük bir şehirden geçmiş. Yolda yürürken köşe başında birisi "Bir nasihat bin akçe, bir nasihat bin akçe" diye bağırıyormuş. Adam düşünmüş: 'Nasıl olur, bir nasihati bin akçeye satarlar, ben yıllarca çalıştım ve sadece 3000 akçe biriktirdim' Bu ise pek akli ermemiş ama merak iste. Duramamış ve adama bin akçe vererek o nasihati satın almış. Nasihat " KADERDE NE VAR İSE O ÇIKAR" ve yoluna devam etmiş...

İlerde yine köse başında başka bir adam bağırıyormuş "bir nasihat bin akçe" diye. Adam yine dayanamamış bin akçe de o adama vermiş ve ikinci nasihatı da satın almış. İkinci nasihat da: GÖNÜL KIMI SEVERSE GÜZEL ODUR" Son kalan bin akçesi ile de yoluna devam etmiş. Tam şehrin çıkışında yine köşe başında bir adam bir nasihati bin akçeye satıyor. Adam bir parasına bakmış, bir de nasihati satan şahsa, dayanamamış ve kalan son akçesiyle de o nasihatı satın almış. Son nasihatte:

"HİÇ BİR İŞ ACELEYE GELMEZ". Parasız yoluna devam etmiş. Şehrin çıkışında büyük bir topluluk ile karsılaşmış. Topluluk telaş içindeymiş. Yaklaşmış ve oradakilerden birine neler olduğunu sormuş. Oradan birisi açıklamış, demiş ki : Burada şehrin tüm su ihtiyacını karşılayan bir kuyu var, ama kuyunun içinde de canavar var. Canavar suyu tutmuş, göndermiyor. Aşağıya kim indiyse bir türlü çıkamadı. Şimdi herkes korkuyor aşağı inmeye" Adam düşünmüş ve ilk satın aldığı nasihat aklına gelmiş. "Kaderde ne var ise o çıkar" aşağı inmeye karar vermiş. Aslında bu nasihatleri herkes bilir ama uygulayabilmemiz için belli bir bedel ödememiz gerekiyor.

İnince canavar hemen yakalamış ve yerine götürmüş. Demiş ki: "Buraya gelenlerin hepsine bir soru sordum ve bilemediler. Eğer sen bilirsen seni serbest bırakırım." Bir dizine sarışın ve dünya güzeli bir kadın, diğer dizine de kurbağa koymuş ve "söyle bakalım hangisi güzel?" demiş. Adam düşünürken aklına ikinci aldığı nasihat gelmiş ve "gönül kimi severse güzel odur" demiş. Bu cevap canavarın çok hoşuna gitmiş. Zira canavar,kurbağanın gözlerine aşıkmış. Adamı salmış ve suyu bırakmış. Almışlar krala götürmüşler ve ağırlığınca altın vermişler.

Adamımız yoluna devam etmiş ve nihayet evine varmış. Evinin camından içeri bakmış. Bir de ne görsün; karisi genç biri ile diz dize oturuyor. Hemen kılıcını çekmiş ve tam içeri girerken üçüncü nasihat aklına gelmiş "Hiçbir is aceleye gelmez". Kılıcını kınına koymuş ve içeri girmiş. Hoş beşten sonra karısına o genci sormuş. Kadın da: "bey sen gittiğinde ben hamileydim ve bir oğlumuz oldu. Bu genç senin oğlun" demiş.

KADERİNİZ ve YOLUNUZ AÇIK OLSUN, HAYAT ACELE ETMEYE GELMEZ.

MEVLANA











HAFTANIN EN BAŞARILI ÖĞRENCİLERİ
HERKES
 
  HAFTANIN EN GURUR VEREN  ÖĞRENCİSİ
HERKES
HAFTANIN EN DÜRÜST ÖĞRENCİSİ
HERKES
   HAFTANIN EN ÜMİT VERİCİ USLU ÖĞRENCİSİ
HERKES
HAFTANIN EN TEMİZ ÖĞRENCİSİ
HERKES
HAFTANIN KİTAP KURDU
HERKES
HAFTANIN EN DÜZENLİ ÖĞRENCİSİ
HERKES
HAFTANIN EN DİKKATLİ ÖĞRENCİSİ
HERKES
HAFTANIN EN ÇOK KURALLARA UYAN ÖĞRENCİSİ 
HERKES
HAFTANIN PARMAK KALDIRMA USTASI
HERKES
HAFTANIN KATILIMCISI
HERKES
HAFTANIN ARAŞTIRMACISI
HERKES
HAFTANIN EN GAYRETLİ ÖĞRENCİSİ
HERKES
TÜM ÖĞRENCİLERİMİ ÇOK SEVİYORUM
















PROJE NEDİR?
Proje, önceden belirlenmiş bir süre içerisinde değişim yaratmayı hedefleyen, birbiriyle ilişkili amaç ve hedefleri olan, uygulanması sonucunda çeşitli ürünlerin elde edildiği bir çalışmadır.
Bilimsel bir çalışma olan projede; gözlem yaparak bilgi toplama, elde edilen bilgilerin düzenlenmesi, bilgiler arasında neden-sonuç ilişkisinin olup olmadığının araştırılması, gelecek nesillere bilgilerin ve sonuçların aktarılması söz konusudur.
Proje süreci, proje fikrinin ortaya çıkışıyla başlayan ve bu fikrin kâğıda dökülmesi, geliştirilmesi, yürütülmesi, tamamlanması ve değerlendirilmesinin ardından yeni proje fikirlerinin üretilmesine kadarki süreçleri içerir.
Proje Ödevi Hazırlarken Nelere Dikkat Etmelisiniz?
  • Proje konunuzu önce kaynak kitaplardan araştırın
  • Projenizi kâğıt üzerinde basit çizimlerle tasarlayın
  • Bu proje için gerekli malzemeleri düşünün
  • Projeleriniz için gerekli malzemeleri toplayın
  • Projeniz bittiğinde nasıl görüneceğini hayal edin
  • Yapamadığınız yerde öğretmeninizden yardım alın
  • Projenizin sağlam düzenli ve temiz olmasına özen gösterin
I. PROJE NASIL HAZIRLANMALIDIR?
Proje bilimsel bir çalışma olmalıdır. Projenin her aşamasında bilimsel çalışmanın bütün özelliklerinin görülmesi gerekir.
Proje çalışması merak ve gözlemle başlar. Çevrede yaşananları merak etmek ve bunun doğrultusunda merak edilen konulara ilişkin gözlem yapmak proje hazırlamada ilk adımı oluşturur.
Yapılan çalışmanın bilimsel olması için uygulanması gereken bazı aşamalar vardır. Bunlar:
1. Projenin konusunu seçmek: Proje konusu; ilgi çeken, üzerinde düşünülen, merak edilen konulardan seçilmelidir. Akla pek çok fikir gelebilir. Bunlar not edilmeli hemen karar verilmemelidir. Bunlar arasından yapılabilecek, merak duyulan ve ilgi uyandıran bir konu seçilmelidir.
2. Bilgi toplamak: Projenin konusu belirlendikten sonra konuyla ilgili kitaplardan, dergilerden, internetten, kaynak kişilerden ve kurumlardan bilgi toplanmalıdır. Konuyla ilgili yazılı, sözlü, görsel her türlü materyal toplanmalıdır.
3. Projenin tanımlanması: Proje fikrinin ortaya çıkmasından sonra elde edilen bilgiler ışığında projenin amacı, hedefleri, yöntemi, uygulama adımları, çalışma takvimi ve beklenen sonuçları tanımlanmalıdır.
Amaç, elde edilmek istenen sonucun basit anlatımıdır. Projelerin genelde tek bir amacı vardır. Projenin amacı iyi tanımlanmadığında amaca yönelik hedefler ve faaliyetleri tanımlamada sorunlarla karşılaşılabilir.
Hedefler, tanımlanan amaca hizmet etmelidir. Hedefler birden fazla olabilir. Hedeflere ulaşılıp ulaşılmadığını belirleyebilmek için ölçülebilir hedefler belirlenmelidir.
Proje çalışmaları sırasında izlenecek yol, yapılacak deney ve gözlemler, veri toplama araçları, istatistiksel değerlendirmeler, grafik çizimleri ve hesaplamalar yöntemi belirleyen unsurlardır.
Tüm bu aşamalar açık ve net bir biçimde açıklanmalıdır. Proje çalışmaları sırasında gerçekleştirilecek faaliyetler adım adım tanımlanmalı ve her bir faaliyet için beklenen sonuçlar ortaya konulmalıdır.
4. Projenin yürütülmesi: Proje belirlenen amaç, hedefler, yöntemler, uygulama adımları ve takvim doğrultusunda hazırlanır.
5. Değerlendirme ve rapor yazımı: Bu aşamada, proje süresince belli aralıklarla ve proje sona erdikten sonra proje sonuçlarının ve etkisinin değerlendirmesi yapılır. Daha önce yapılan çalışmalarla karşılaştırılarak çalışmanın amacına ne ölçüde ulaşıldığı belirtilir.
Raporda proje çalışmalarında elde edilen sonuçlar yazılır, Bu bölüm projenin en önemli kısmıdır. Bulgular, yazılı ve görsel araçlarla ifade edilir.
II. PROJE ÇALIŞMALARI SIRASINDA DİKKAT EDİLECEK NOKTALAR
1. Projeler yaratıcı, bilimsel, uygulanabilir, açık ve anlaşılır olmalıdır.
2. Projelerde, problemin tanımı, amacı, hedefleri ve faaliyetleri     
    arasında anlamlı ilişki kurulmalıdır.
3. Projeler sürdürülebilir olmalıdır.
4. Projeler, proje hazırlayanların kendi özgün eseri olmalı ve daha
    önce herhangi bir yarışmaya katılmamış olmalıdır.
5. Projeler, alanına yeni, özgün ve estetik bir bakış açısı getirmelidir.
6. Proje sonucunda, proje amaç ve hedeflerine ulaşıldığı bilimsel
    olarak gösterilmelidir.
7. Proje çalışmaları toplumsal yarar sağlamaya dönük olmalıdır.
8. Proje hazırlayan öğrenci  ile proje rehber öğretmeni
    arasında birinci derece akrabalık bağı bulunmamalıdır.
9. Proje rehber öğretmenlerinin görevi projeyi hazırlamak değil, proje
    hazırlayan öğrencilere rehberlik etmektir.
 
Proje sonunda yazılacak rapor nasıl hazırlanır?

Rapor seçtiğiniz konu hakkında yaptığınız her türlü araştırmanın özetidir. Başlangıçtan bitişe, bütün projenin toplanan ve gözlenen bilgilerini içerir.

Rapor kolay anlaşılır ve düzenli olmalıdır. Konuyla ilgisi olmayan bir insan raporunuzu okuduğunda, sırayla neyi neden ve nasıl yaptığınızı, sonunda ne bulduğunuzu ve nasıl değerlendirdiğinizi anlayabilmelidir. 

Eğer projeniz boyunca düşündüğünüz, planladığınız ve yaptığınız her şeyi düzenli olarak yazdıysanız, yani günlük tuttuysanız rapor yazmak çok kolaydır.

Raporunuzu bir dosyada sunun. Raporlarşu bölümleri içerir:

1. Başlık: başlık bölümünde sadece projenizin adı yer alır.  Sizin adınız soyadınız, sınıfınız ve projenin başlangıç-bitiş tarihi başlık bölümüne yazılır.

2. İçindekiler: İkinci bölüm raporunuzdaki ana başlıkları ve bunların bulunduğu sayfaları bildirir.

3. Özet: projeniz ana hatlarıyla çizilir. Özet bir sayfadan fazla olmaz. Her şey bir sayfayı geçmeyecek şekilde, kısa ve öz olarak açıklanır.
4.Giriş: Giriş bölümü bu projeyi neden seçtiğinizi ve projenin amacını ifade eder, araştırmanızla ilgili varsayımınızı bildiririsiniz. Projenizi seçmenin bir nedeni vardır. Bu merak ettiğiniz ve hakkında soru sorduğunuz bir konudur. Sorduğunuz soruyu araştırarak cevaplamaya çalışırsınız. Sorunun cevabını önceden tahmin etmek ile siz bir varsayım kurmuş olursunuz.

5.Yöntem-Araştırma: Eğer projeniz deney içeriyorsa, deneyin amacını, kullandığınız malzemeleri, deneyin yapılışını madde madde yazmalısınız. Eğer araştırma ise, konuyla ilgili bilgiler vermelisiniz.

6.Sonuç-Değerlendirme: Deney yaptıysanız, bulduğunuz sonucu, varsayımınızın doğrulanıp doğrulanmadığını, soru sorduysanız, cevabı bildirirsiniz. Bulduğunuz sonuç hakkında değerlendirme yaparsınız. Araştırma yaptıysanız araştırmanın sonucunu ve değerlendirmesini yazarsınız. Bu bölümde de tablolar, şekiller, grafikler, resim ve fotoğraflar kullanabilirsiniz.

7.Kaynaklar: projeniz boyunca kullandığınız tüm kaynakları bu bölümde yazacaksınız. Kaynaklar kitap, dergi, ansiklopedi gibi yazılı olabilir. Yazılı kaynaklarda kaynağın adı, yazarları, kaynağı hangi kurumun bastığı ve basım tarihi bildirilmelidir. Cilt ve sayfa numarası da konulur. Kaynak olarak internet kullandıysanız, internet adresini belirtmelisiniz. Kaynak, kişi de olabilir. Kişinin adını, unvanını ve bulunduğu kurumu yazmalısınız.

8.Katkıda Bulunanlar: Projenin tamamını tek başınıza yapmış olabilirsiniz. Ama fikir alırken, deneyi yaparken ya da malzemeyi temin ederken bazı yardımlar almış olabilirsiniz. Bu bölümde aldığınız yardımlar için, kişilere teşekkür etmelisiniz. Her şey çok güzel olacak, kolay gelsin.
 




KAYNAK: www.mcanatan.com/



Mustafa Mutlu
 Yazara ulaşmak için : mmutlu@gazetevatan.com
 12 yaşındaki mendilci Ahmet’ten hayat dersi!
Dün 15 milyon öğrenci ders başı yaptı...

Bilecikli Ahmet ise, Mecidiyeköy’deki Profilo trafik ışıklarında elindeki kağıt mendilleri satmak için yeşil ışığın yanmasını bekleyen araçların camlarını tıklatıyordu.

“Sen okula gitmiyor musun” dedim, gerisi geldi:

- İki sene önce dördüncü sınıfı bitirdim ve bıraktım.

- Neden?

- Babam hapse girdi...

- Ne yaptı ki?

- İnce iş... Şimdi anlatamam...

- Annen neden çalışmıyor peki?

- O da çalışıyor, aha orda... (Eliyle 10-15 metre uzakta kucağında bir bebekle dilenen kadını gösteriyor.)

- Oooo, iyisiniz... Bu ışıklar sizin kontrolünüzde yani...

- Kız kardeşim de cam siliyor...

- Vay, vay, vay... İyi para götürüyorsunuzdur...

- Üçümüz günde 200-250 liradan aşağı toplamıyoruz...

- Ayda 6 milyar eder...

- Geçiyor... Ama pazar günleri çalışmıyoruz... Çünkü pazarları bu ışıklar tıkanmıyor. İş olmuyor. Ben de balık tutup satıyorum. Sana da getireyim mi?

- Boş ver balığı, o kadar parayı ne yapıyorsunuz?

- Birazını babama gönderiyoruz, birazını yiyoruz, yarısını da biriktiriyoruz.

- Biriktirince ne yapacaksın, dükkân mı açacaksın kendine?

- Manyak mıyım be abi, ne dükkânı... Araba alacağız. Babam hapse girmeden önce korsan (kaçak taksicilik) yapıyordu, büyüyünce ben de aynı işi yapacağım.

- Ev almayacak mısınız?

- Evimiz var, belediye verdi. Kâğıthane’de...
***


Bu sırada ışık yeşile dönüyor ve arkamdaki araçların sürücüleri kornalarına abanmaya başlıyor... Ama muhabbet tatlı, Ahmet’le biraz daha konuşmak için arabayı iyice kenara çekiyorum.

- Okulu tamamen bıraktın yani...

- Okusam ne olacak ki? Benim öğretmen yirmi yıl okumuş, bin lira kazanıyor. Yaşanır mı o parayla? Hem ben her gün internete giriyorum, o yeter.

- Bilgisayarın da mı var?

- Niye olmasın ki?

- Peki; arkadaşların okula giderken hiç mi üzülmüyorsun?

- Önce üzülüyordum, ama artık sigara paralarını bile ben veriyorum. En zenginleri benim şimdi.

Ahmet işin kolayını bulmuş, yolunu çizmiş; ne söylesem nafile... Vedalaşıp gitmek için hamle ediyorum, suratı asılıyor:

- O kadar çene çaldık, bir beşlik bile atmayacak mısın?
***


Dün 15 milyon öğrenci dersbaşı yaptı...

Şanslı olanlar üniversiteyi kazanıp, öğretmen, doktor, mühendis olacak ve Ahmet’in dediği gibi ayda bin liraya talim edecek. Çoğu da işsizler kervanına katılacak.

Ahmet ise o zamana kadar çoktan altına arabasını çekip, korsana başlamış olacak.

Belki de işleri iyice yoluna girecek ve “filo” kuracak...

Çoğumuz sokakta gördüğümüz o çocuklara acıyoruz ya...

Bence asıl kendi çocuklarımızın geleceği için kaygılanmalıyız!
 






 

01 EKİM 2009 TARİHİNDE YAPILAN  
1.VELİ TOPLANTISININ KARARLARI


1. Matematik konuları:
a. 3-4-5 basamakları sayıların okunuşu ve yazılışları.
b. Sıvılar ve katıları ölçme
c. Kesirler ve zaman bilgisi
ç.Doğru, düzlem, açı, nokta, geometri bilgileri.
d. Çevre ve alan bilgileri
 konularının işleneceği bilgisi verildi. Anne ve babaların konuları yakından takip etmelerine karar verildi.

2. Türkçe.
a. Güzel yazı çalışmalarına
b. Defter kullanımı
c. 5N 1K sorularına verilen cevap uzun olması
ç. SBS soru tekniklerine uygun çalışmaların yapılmasına karar verildi.

3. İngilizce :
a. Yeni öğrenilen kelimelerin evde tekrar edilmesine
b. Kitapların amacına uygun kullanılmasına karar verildi.
c. Kurs programına ingilizcenin dahil edilmesine karar verildi.

4. Sınıf mevcudunun artmasından kaynaklanan
a. Eğitim-öğretim aksaklıklarının giderilmesine
b. Yeni gelen öğrencilere dolap yaptırılmasına karar verildi.

5. Tatilde unutulan konuların sık sık tekrar ve ödevlerle pekiştirilmesine karar verildi.

6. Ders programına uygun ders araç ve gereçlerin getirilmesine karar verildi.

7. Beden Eğitimi dersinin hava durumuna uygun işlenmesine ve eşofmanların öğretmenin verdiği bilgiye göre gönderilmesine karar verildi.

8. Beslenme programının yapılmamasına, kokan ve zararlı yiyecek-içeceklerin okula gönderilmemesine karar verildi.

9. Sağlık sorunu yaşayan öğrencilerin Beden Eğitimi dersine çıkmamalarına karar verildi.

10. Sınıf kitaplığının 'Dinlenme Odası' nda hazırlanmasına karar verildi.

11. Kitap okuma saatlerinin oluşturulmasına ve anne-babaların bu saatlerde çocuklarıyla birlikte kitap okumasına karar verildi.

12. Okula geç gelinmemesi için yat saatlerine dikkat edilmesi husunda anneler ve babalar uyarıldı.


13. Sınıfımıza yeni katılan öğrencilerin adaptasyon sorununu çözmek için aile desteğinin sağlanmasına karar v erildi,

14. Yeni katılan öğrencilerin dolap ihtiyaçlarının giderilmesine karar verildi.

15. 1. Dönem babalar için bir pazar günün okulda toplantı yapılmasına karar verildi.

16. 08.00-16.15 saatleri arasında velilerin okula girmemelerine karar verildi.

17. Öğretmen ile yapılacak olan görüşmelerin ders sonunda veya telefon ile yapılmasına karar verildi.

18. Kasım ayının ilk haftasında 2.Veli Toplantısı yapılmasına karar verildi.

19. Sınıf İhitiyaçları:

a. Perde

b. Masa Örtüsü

c. Su Pınarı

ç. Kitaplık

d. Çekyat veya koltukların temin edilmesine karar verildi.

20. Kursaların pazartesi gününden itibaren başlatılmasına ve aylık ücretin 50TL. olmasına karar verildi.


21. Satranç kitabının İş Bankasından toplu olarak temin edilmesine karar verildi.
 


 

 
  Bugün 1 ziyaretçi (14 klik) kişi burdaydı! POWERED BY OğUZ DEMİRBAŞ

01.10.2007'den beri kere görüntülendi
 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=